REHBERLİK ve TEFTİŞ BAŞKANLIĞI

Tarihçe

Tarihçe

A-Osmanlı öncesi dönem

Mevcut bilgilere göre, "Gümrük Müfettişliği" müessesesinin tarihi, IX. yüzyıl'da Orta Asya'da hüküm sürmüş İran asıllı Samanoğulları Devleti ile başlar.

Samanoğulları devlet teşkilatlarını ve idare kurumlarını Abbasiler'den iktibas ederek kurmuşlardır. İdare organları başlıca iki sınıfa ayrılmıştı. Bunlardan biri dergah (saray), diğeri divan (meclis-i idare) teşkilatı idi. Samanoğulları'nda Buhara'da merkezi idare teşkilatında on divan vardı. Bunlardan mali işlere bakan divan "Divan-ı İstifa" idi ve bu yerin memuruna "Müstevfi" (Maliye Bakanı) deniyordu. Merkezde mevcut olan divanlardan biri de "Divan-ı İşraf" olup, bu yerin başkanına da "Müşrif" (Müfettiş) deniyordu. İşraf, yüksek yerden bakmak, nezaret etmek anlamına gelmektedir. Müşrif'ler daha çok saray idaresine tahsis edilen paraları kontrol ediyorlardı.

Samanoğulları'nın gümrükleri konusunda mevcut bilgilerden birisi de, gümrük teşkilatlarında Gümrük Müfettişliğinin bulunması ile ilgilidir. Karahanlılar da, Samanoğulları'nın gümrük teşkilatlarını aynen devam ettirmişlerdir. 

Selçuklular döneminde, Türkler, aynı zamanda diğer İslam ülkeleri ile de yakın ve devamlı ilişki içinde idiler. Bu ilişkiler sonucu, Selçuklular'ın, Samanoğulları, Gazneliler ve Karahanlı'lar geleneklerinden etkilenerek devlet kurumlarını düzenledikleri, bazı kurumların ise bu devletlerden Selçuklulara intikal ettiği bilinmektedir.  
 
Şüphesiz bu kurumların idari yapıları arasında, Gümrük Müfettişliği müessesesi de bulunmakta idi. Ancak, Karahanlılar ile Selçuklular'da, Samanoğulları'na göre Gümrük Müfettişliği müessesesinde ne gibi değişiklik veya düzenlemeler yapıldığı hususunda elde yeterli bilgi mevcut bulunmamaktadır.

B- Osmanlı İmparatorluğu Dönemi
a- Tanzimat öncesi dönem 

Osmanlı İmparatorluğu'nun Tanzimat öncesi bu döneminde, gümrüklerde bazen iltizam ve bazen da emanet usulü uygulandığından, gümrüklerin veya mültezimlerin teftişi "Gümrük Eminleri" ve "Kadı"lar tarafından yapılıyordu. Emanet sisteminin uygulandığı zamanlarda vergileri toplama görevi yapan Gümrük Emin'leri, iltizam sisteminin uygulandığı zamanlarda da mültezimleri kontrol ediyorlardı. 

O dönemde Kadı, adalet mekanizması içinde yargı görevini yürütürken, aynı zamanda, diğer kurumların ve dolayısıyla gümrüklerin de, Beylerbeyi ve Sancak Beyi'nden sonra gelen üst düzey amiri idi ve gerektiğinde gümrükleri de denetliyordu.

Diğer bir teftiş sistemi ise, ayrı bir teftiş organı olan "Bakı Kulları" tarafından yapılan teftiş idi. Osmanlı İmparatorluğu kurulup geliştikten sonra idari yapı içinde Devletin teftiş işleri için "Bakı Kulları" adı verilen bir sınıf oluşturulmuştur. Bunların başına da, günümüzdeki Teftiş Kurulu Başkanı hüviyetinde olmak üzere "Başbakı Kulu" efendi tayin edilmiştir. Geniş yetkileri olan Başbakı Kulu mali konuların görüşülmesi sırasında veya gerektiğinde, Defterdarla beraber Divan-ı Hümayun'da hazır bulunuyordu. "Bak" kelimesi bildiğimiz "Bakmak" dan, nezaret etmekten gelmektedir. Teftiş işlerinin o zamanlar bu öz Türkçe ile ifadelendirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Tanzimat'a kadar bazen emanet ve bazen de iltizam usulüyle idare olunan gümrüklerimiz de gerektiğinde, Bakı Kulları tarafından teftişe tabi tutulmuşlardır. Bakı Kulları Tanzimat'tan bir süre önce kaldırılmıştır.

b- Tanzimat dönemi :

Tanzimat'tan sonraki ilk yıllarda Osmanlı İmparatorluğu'nda gümrük idarelerinin teftişi için, gerektiği zaman, gümrüğün yerine ve teftişin durum ve özelliğine göre, İdare'den bazen küçük bazen de büyük mevkide bir amir görevlendirilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise, Müfettişler ve Başmüfettişler gümrük teşkilatında kadrolu olarak yer almışlardır. Meşrutiyet'ten sonra gümrük teşkilatı yenilenip, 1861 yılında gümrükler Rüsumat Emaneti adı altında organize edildiğinde, bu teşkilatta bir Başmüfettiş, iki Müfettiş ve üç Müfettiş Muavininin yer aldığı bilinmektedir.

 Diğer taraftan, Tanzimat Dönemi'nde Gümrüklerle ilgili yeni düzenlemelerin yapıldığına ve bu dönemde ilk olarak Gümrük Müfettişliğinin ihdas edildiğine ilişkin bilgileri İkinci Meşrutiyet döneminin bir vesikası olan 1914 tarihli Rüsumat Salnamesi'nde bulmaktayız. Sözü edilen Salname'de; Gümrüklerin idari yapısı ile ilgili olarak; "tradei Seniyye mucibince taşrada bulunan bilcümle sevahil ve kara gümrükleri 76 senesi Mart'ından (1859) itibaren onyedi emanete taksim edilerek, her birine Emin unvanıyla bir müdür tayin olunmuş ve varidatı rüsumiyenin yekun hesabı bu tarihten itibaren malum olmaya başlamış idi. Muahheren taşra gümrüklerinin muamelatı Maliye'den, Dersaadet Emtia Gümrüğüne devredilmiş olmakla, gerek varidatın ve gerek gümrüklere ait kaffei muamelatın temşiyet ve idaresi için Dersaadet Gümrük Emaneti merci ittihaz olundu." denilirken;

Gümrük Müfettişliği ile ilgili olarak da; "Muamele-i rüsumiye'nin mihveri layıkında cereyan edip etmediği ve idarelerde hilaf-ı uhud ve nizam bir hal ve hareket vukubulup bulmadığım tahkik ve teftiş için müteaddit müfettişler tayin olundu... Memurların vezaifi resmiyelerile muamelat-ı rüsumiye'nin cereyanı hakkında Kani Paşa merhum tarafından altmışdört bendi şamil bir de nizamname kaleme alınarak, İrade-i Seniyye ile 1277 (1860) senesi zarfında mevkii icraya konmuş idi."; denilmektedir.

Bu bilgilerden Gümrük Müfettişliğinin müessese olarak Osmanlı Devleti'nde ilk defa, 1859 tarihinde ve gümrükler onyedi emanete bölünerek Maliye'den, İstanbul Emtia Gümrük Eminliğine devredilirken ihdas edildiği, tanzimat döneminde bir müddet sonra yapılan yeni düzenlemelerin bir sonucu olarak da, gümrüklerin 1861 yılında, bünyesinde Gümrük Müfettişliği müessesesini de bulunduran ve doğrudan Sadrazamlığa bağlı olan "Rüsumat Emaneti" adı altında teşkilatlandırıldığı anlaşılmaktadır.

Gümrüklerin teftiş usulü ile ilgili ilk düzenlemeler ise, 1880-1889 yıllarında görev yapan Rüsumat Emini Edip Efendi zamanında, Gümrüklerimizde görevli Alman Gümrük Uzmanı BERTRAM tarafından hazırlanmıştır.
 
Diğer taraftan, Tanzimat Dönemi'nde Teftiş Heyeti'nin oluşumu ile görev, yetki ve çalışma esaslarını belirleyen bir diğer düzenleme "Rüsumat Hey'eti Teftişiyesi Vezaifine Dair Nizamname" olmuştur. Rüsumat Emaneti'nce, 12 Mart 1906 tarihinde yürürlüğe konulan ve Ondokuz maddeden oluşan Nizamname'nin; Heyetin kuruluşu ile ilgili 1'inci maddesi "Heyet-i Teftişiye-i Rüsumiye, Rüsumat Emaneti'nin şuabatı merkeziyesinden olup, ba irade-i seniye mansup bir reis ile lüzumu kadar müfettişlerden mürekkep ve memur olacakları gümrüklerde vezaif-i teftişiye ve tahkikiye'nin ifasiyle mükelleftir."; Müfettişlerin görevleri ile ilgili 8'inci maddesi "Müfettişlerin gümrüklerde ifa eyliyecekleri vezaif-i teftişiye'nin esasım teşkil eden mevat mevzu olan usul ve kavaide tevfikan evvela sandık ve eşyayı ayniye yoklamalar ile eşyayı ayniye muamelesinin dairei matlubede cereyan edip etmediğini ve saniyen gümrük muamelatının üssülesası demek olan emr-i muayenenin usulü mevzuası veçhile ve hakkıyla icra edilip edilmediğim ve salisen takdir-i kıymet madde-i mutenasına dikkat olunup olunmadığım ve rabian defatir ve kuyudun usul ve tarifatı mahsusasına tevfikan tutulup tutulmadığım ve hamisen gümrüklerce muhafaza hizmeti mühimm esinin sureti matlubede ifa edilmekte olup olmadığım teftiş eylemek hususlarıdır."; 

Keza, görevle ilgili 11'inci maddesi "Müfettişler gümrüklerce emri mühimmi muhafazanın riizamnamei mahsusuna ve evamir ve talimatı mevcudeye tevfikan hüsnü ifa edilip edilmediğini ve eşyayı memnu ve mevaddı müştailenin men'i ithaline ve kaçakçılığa ait takyidatın matlup veçhile cereyan edip etmediğin! dahi teftiş ve tahkik edeceklerdir."; 

Müfettişlerin yetkileri ile ilgili 12'nci maddesi "Müfettişler icra eyliyecekleri tahkikat neticesinde bir memurun derhal azlini veyahut işten el çektirilmesini müsteizim bir hal ve hareketim' gördükleri takdirde esbabı mucibesiyle beraber hemen keyfiyeti Emanete bildireceklerdir. Şu kadar ki azli veya işten elçektirilmesi lazımgelen memur Mezaretlerce tayin olunan sınıftan ise keyfiyeti merbut olduğu Fiezarete bildireceklerdir ve bu baptaki evrakı tahkikiyesinin suretlerini bila tehir Makamı Emanete göndereceklerdir.";

Müfettişlerin çalışma esasları ile ilgili 16'ncı maddesinde de "Dersaadet ve Vilayatı Şahane gümrüklerine tayin ve izam olunacak müfettişler netayici teftişiyelerile, müşahedat ve mütalaatı vakıalarım havi tanzim edecekleri rapor ve layihaları Makamı Emanete ita ve irsal edecekler ve bunlar Heyeti Teftişiye Riyasetine havale olunacaktır. Gerek mezkur rapor ve layihalar ve gerek evrakı muhavvelei saire Heyeti Teftişiye Riyasetince badelmütalaa hasıl olacak fikir ve mülahaza ile beraber Makamı Emanete iade edilecektir.";Hükümlerini öngörmektedir.

Anılan nizamnamenin, taşıdığı benzer hükümler nedeniyle ve genel esaslar açısından, daha sonraki yıl ve dönemlerde hazırlanan yönetmeliklerdeki hükümlerin de kaynağım teşkil ettiği ve hatta, bugün için yürürlükte bulunan ve Gümrük Müfettişlerinin görev ve yetkilerini belirleyen Yönetmeliğin dahi, temel taşlarından birisini oluşturduğu ve ayrıca, o dönemde müfettişlerin düzenledikleri raporları doğrudan Emanet Makamı'na vermelerinin ve Makamca, Teftiş Kurulu Başkanlığı'na havale edilen raporların, işlemi bittikten sonra tekrar Emanet Makamı'na iade edilmesinin dikkat çekici bulunduğu söylenebilir.

c- İkinci Meşrutiyet :

Osmanlı İmparatorluğu'nda, Gümrüklerle ilgili olarak 1859 yılında yeni düzenlemelerin yapıldığına ve Gümrük Müfettişliğinin de ilk olarak bu tarihte ihdas edildiğine dair bilgiler, daha önce Tanzimat dönemi ile ilgili bölümde metnine de yer verilen, İkinci Meşrutiyet döneminde 1914 yılında yayınlanmış olan Rüsumat Salnamesi'nde bulunmaktadır.

Bu dönemde, zaman içinde teşkilatta görev almış Gümrük Müfettişlerinin isim ve unvanları yıllık Rüsumat Salnameleri'nde bulunmaktadır.

Buna bir örnek olmak üzere, 1894 yılma ait Rüsumat Salnamesi'nde yer alan Müfettişlerin isimleri ve unvanları aşağıya alınmıştır.

"1- Merkezi Dersaadet olmak üzere, Dersaadet Mezaretlerile, Selanik, İzmir Rüsumat nezaretleri müfettişi: İsmail Hakkı Elendi, 2- Müfettiş refiki: Cemil Bey, 5- Müfettiş Refiki: Nuri Bey, 4- Merkezi Dersaadet olmak üzere Beyrut Müfettişi :Hilmi Bey, 5- İskenderun, Feruze, İşkodra rüsumat nezaretlerile maa müskirat zahire gümrüğü Müfettişi : Rasim Bey."

Diğer taraftan, 1905 yılma ait Rüsumat Salnamesi'nde, Gümrük Teftiş Hey'etinde 1 Reis, 1 Müfettiş Umumi, 1 Müfettiş Umumi Muavini ve 19 Müfettiş olmak üzere, toplam 22 Müfettiş bulunduğu belirtilmektedir.

1907 yılı Rüsumat Salnamesi'ne göre ise, Teftiş Heyetinde 1 Reis, 1 Müfettiş Umumi, 1 Müfettiş Umumi Muavini ve 29 Müfettiş olmak üzere, toplam 32 eleman vardır. 

İkinci Meşrutiyet Dönemi'nde ve 1914 yılında Teftiş Heyetinin eleman sayısı 38'dir.

Cumhuriyet öncesi Milli Hükümet Döneminde ve 1921 yılında yürürlüğe konulan 175 sayılı "Münhasıran Gümrük Muamelatının Teftiş İçin Maliye Vekaleti'nde Dört Müfettişlik İhdası Hakkında Kanun" ile 1921 yılından geçerli olmak üzere Maliye Vekaleti'nde 4 Müfettişlik kadrosu ihdas edilmiş ve 1921 yılı bütçesine de tahsisat konulmuştur.

C-Cumhuriyet Dönemi

Gümrüklerin Maliye Vekaleti'ne bağlı olduğu, gerek İkinci Meşrutiyet Dönemi'nde gerekse Cumhuriyetin ilk dokuz yılında, gümrükler ita amirliği bakımından bağımsız bir Umum Müdürlük halinde idare edildikleri için Maliye Müfettişleri de bazı durumlarda gümrüklerde görevlendirilmişler ise de, idarenin kendi müfettişleri de olmuştur. Bu meyanda, milli zaferi takip eden günlerde o dönemin Maliye Müfettişlerinden Şükrü, Selahattin, Giritli İbrahim ve Adil (Okuldaş) Beyler gümrükte görevlendirilmişlerdir.

Bu dönemde Cumhuriyetten kısa bir süre önce hazırlanan 1922 tarihli "Talimatname" gümrük idarelerinin teftiş usulü yönünden rehber oluyordu. Teftişlerde Grup usulü uygulanıyordu. Grupta görevli Başmüfettiş merkezle grup üyesi Müfettişler arasında haberleşme vasıtası olmakla beraber, zaman zaman kendi aralarında toplantı yaparlar ve teftişle görevli oldukları idarelerindeki bütün olaylara vakıf olurlardı. Ayrıca, teftişin tarzı ve yürütülmesi de bulundukları idarenin durumuna göre Müfettişlerin takdirine bırakılmıştı.

Grupların seneden seneye değişmesinin kararlaştırılmış olduğu bu usul, uzun müddet devam ettirilememiş ve üç sene kadar devam eden grup usulü 1931 yılında Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin kurulmasından bir müddet sonra kaldırılmıştır.

1931 yılında Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin kurulmasından ve Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın oluşturulmasından sonra teftiş usulleri de yenilenip değiştirilmeye başlanılmıştır.

Teftiş Kurulu'nun verimliliğim arttırmak ve duyulan ihtiyaçları karşılamak üzere bir çok tamimler ve özel emirler tebliğ edilmiş, daha sonra da, bunlardan önemli bulunanlar üç kitap halinde derlenerek, bir rehber haline getirilmiştir.

Teftiş Rehberi'nde, gümrük idareleri, tetkik ve muraka­benin kolaylaştırılması amacıyla Vekalet merkez şubelerine göre taksim edilmiştir.

Öte yandan, teftiş programı başlangıçta bizzat Müfettişler tarafından bir heyet halinde hazırlanıyor ve gerektiğinde Başkanlıkça değiştirildikten sonra kabul edilip uygulamaya konuluyordu. Bilahare, teftiş programın hazırlanması merkezde Başkanlıkça yapılmaya başlanmış; Müfettişler, görevlendirildikleri muhtelif gümrük idarelerinde kendilerine tevdi edilen işleri yapmakla mükellef tutulmuşlardır.

1931 yılında Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin kurulması ile Gümrük Müfettişlerinin unvanı da değişmiş ve "Vekalet Müfettişi" olmuştur.

1932 yılında yayımlanan 1006 sayılı Kanun'dan, Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teftiş Kurulu'nun 1 Başmüfettiş, 24 Müfettiş ve 8 Müfettiş Muavini kadrosuna sahip olduğu tespit edilmektedir.

Diğer taraftan, gümrükte görevlendirilen Maliye Müfettişlerinden Şükrü, Selahattin ve Giritli İbrahim Beyler vekaleten Umum Müdürlük yaparken, Adil Okuldaş bu görevi asaleten yürütmüş, bilahare Maliye Teftiş Kuruluna geri dönmüş ve Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kurulunca da, Vekalete Müsteşar olmuştur.

Adil Okuldaş, Müsteşarlığı zamanında teftiş teşkilatına çok önem vererek kadroyu 41 kişi gibi gümrüğün o güne kadar erişemediği bir seviyeye çıkarmıştır. Maliye Bakanlığı'ndan getirdiği Muammer Kocabaş'ı Teftiş Kurulu Başkanlığı'na ve Mahmud Gündüzalp'i de Başmüfettişliğe atamıştır. Eski Müfettişlerden Sıddık (Özpetek), Püskülsüz Tahsin (Aydınelli), Vefik (Palmir), Raif Lüy, Düğmeci lakaplı Abdullah (Bahtoğlu), Börekçi lakaplı Lütfi (Ersan), Fethi (Keskin), Şemsettin (Uzel), Postacı İbrahim, Arif (Evcimen), Tevfik (Çapar), Recai (Erdinç), Ali Kemal (Özgören), Turşucu Cemil (İmer), Tahsin Fazıl Beylerle, o dönemin gençlerinden Pertev Hilal Duru, Rüşdü Erkuş, Reşad Aras, Cevad Ulusoy, Celadet Barbarosoglu, Sinan Onbulak ve Kadri Beyler ise Umum Müdürlük döneminden Vekalete intikal eden Müfettişlerdir.

Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti'nin ilk atadığı Müfettiş Muavini Zeki Cimidoğlu'dur. Daha sonra Ahmet Suphi Okay, Basri Bora, Kazım Koral, Hulusi Sidal, Medeni İnceoğlu, Şevket Bulgu, Cezmi Şahingiray, Reşat Girişmen, Hamit Tigrel, Enis Kansu, Fazlı Uray ve Cavit Gürocak Beyler Müfettiş Muavini olarak kadroya katılmışlardır.

Adil Okuldaş Gümrük Teftiş Kurulu'nu Maliye Teftiş Kurulu'nun bir mümasili olarak görür ve bu şekil yetiştirmeye çalışırdı. Bunun için, teftiş organının titizlikle çalışmasını ister ve ne kadar değerli olursa olsun İdareden kimseyi Müfettiş yapmak istemezdi. Bunun tek istisnası o dönemde Kana Bey'in hususi kaleminden bir memurun, evvela Teftiş Kurulu Kalemi'ne ve sonra da Teftiş Kurulu'na tayinidir ki, bu istisna da, sonradan bu memurun ayrılışı ile ortadan kalkmıştır.

Bu dönemde Müfettişlerin yetiştirilmesine de ayrı bir önem verildi. Müfettiş Muavinlerinin sınavla alındıktan sonra yetiştirilmesi usulü benimsenerek kariyer sistemine geçildi.

Teftiş Kurulu'na hukuk, iktisat gibi yüksek okul mezunlarından yarışma sınavı ile Müfettiş Muavini olarak girilir, Müfettiş Muavinleri tecrübeli bir Müfettiş yanına verilerek, orada yetişmeleri sağlanırdı.

Müfettiş Muavinlerinin ilk zamanlarda İdare ile temasları hemen hemen hiç olmazdı. Zamanla taşra teftişleri ve yapılan ikinci muayenelerle bu temas başlardı.

Halen günümüzde de devam eden, Avrupa ülkeleri gümrüklerinde incelemeler yapmak üzere yurtdışına Müfettişler gönderilmesi uygulaması da Cumhuriyet döneminde, 1935 yılında ilk defa gerçekleşmiştir.

Öte yandan, 29.12.1931 tarihli 1909 sayılı Kanunla Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti kurulduktan sonra yayımlanan, 9.10.1935 tarihli 2825 sayılı "Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun"a göre;

Bakanlık Merkez Teşkilatı içinde yer alan Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın vazife ve yetkileri, aynı Kanunun 4 üncü maddesinde "Teftiş Heyeti, Vekil namına ve ondan alacakları direktife göre kanun, nizamname ve emirlerin iyi tatbik edilip edilmediğim teftiş ve murakabe etmekle mükellef olup, Vekilliğe bağlı Teşkilatın hepsinde ve bunların memur ve müstahdemleri üzerinde dilediği anda teftiş yapmağa, elleri altında bulunan para ve ayniyatı ve malları ve bunlara ait gizli, açık defter ve vesikaları tetkik etmeğe ve yazılı istek üzerine bunları göstermekten çekinen veya zimmet veya ihtilası veya muamelelerinde mühim suistimali görülen memurların doğrudan doğruya ellerini işten çektirmeğe, gümrük mıntıkası içinde bütün nakil vasıtaları ile eşyalarım ve yolcuları ve Vekalet’in murakabesine tabi ambar ve antrepolarda mevcut malları ve bunların kayıtlarım muayene ve teftiş eylemeye ve lüzumunda idare haklarım koruyacak tedbirler almağa selahiyetlidirler." şeklinde belirtilmiştir.

Aynı hususlar, ayrıntılı olarak Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teşkilat ve Vazifelerine Dair 2/14153 sayılı Nizamname'de de yer almaktadır.

Diğer taraftan, ayrıca, vazife ve selahiyet, mesainin tanzim ve idaresi, gümrüklerin ne surette teftiş edileceği, askerileştirilmemiş muhafaza teşkilatının teftişi, raporların tanzimi, raporların seyri, ikinci muayene, fezleke ve tahkikat raporları, cetveller, muhabereler, turne ve teftiş mıntıkaları, teftiş heyetine intisap ve terfiler ve müfettiş muavinlerinin yetiştirilme şekli gibi hususları düzenleyen 100 maddeden oluşan, bir de Teftiş Hey'eti Talimatnamesi hazırlanarak 1.3.1940 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur.

Anılan Talimatnamede "Gümrük ve İnhisarlar Vekaleti Teftiş Heyetine intisap, Müfettiş Muavinliği ile başlar. Bunun için talipler müsabaka imtihanına tabi tutulurlar." denilmek suretiyle idareden Müfettişliğe geçiş önlenmiş ve kariyer sistemi öngörülmüştür. Müfettiş Muavinlerinin yetiştirilmesi ve Müfettişliğe atanması da Müfettiş muavinliğine tayin olunanlar, Vekaletçe tayin edilecek Müfettişler refakatinde staj görürler. Müfettiş Muavini, refakatinde bulunduğu Müfettişin emri altında olup, kendisine tevdi olunan vazifeleri Müfettişin direktiflerine göre icra eder. Müfettiş Muavinlerinin staj müddeti üç senedir. Bunun ilk iki senesi müstemirren Müfettiş refakatinde geçer. Bu müddet zarfında Müfettiş Muavini, bizzat teftiş yapıp rapor tanzim etmez. Refakatinde çalıştığı Müfettişin müspet notlarını kazanan Müfettiş Muavinine, stajının son senesinde resen teftiş işleri verilir. Üç senelik staj müddetini ikmal eden ve refakatinde bulunduğu Müfettişlerle, Teftiş Heyeti Reisinin müspet kanaat notunu kazanan Müfettiş Muavinleri, ayrıca bir meslek ehliyeti imtihanından geçirildikten sonra Müfettiş olurlar. Bu notu ve imtihanı kazanamayanlar idari bir vazifeye naklolunur. " şeklinde esaslara bağlanmıştır.

Bu tarihten itibaren Teftiş Kurulu'nun çalışmaları, yeni Müfettiş Muavini atamaları ve bunların yetiştirilmesi bu esaslara göre yürütülmüştür.

01.03.1940 tarihli Talimatname 09.04.1983 tarihli Gümrük ve Tekel Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği ile uygulamadan kaldırılmış ise de, yürürlüğe konulan yeni Yönetmelik de, genel esaslar açısından aynı hükümleri taşımaktadır.

1983 yılına kadar çalışmalarını bu şekilde sürdüren Gümrük ve Tekel Bakanlığı Teftiş Kurulu, bu tarihte 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın kurulması üzerine, bu Bakanlığın Teftiş Kurulu Başkanlığı içinde yerini almıştır.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın görevlerini düzenleyen 20 inci maddesinde, birleşen bakanlıkların müfettişleri ile ilgili bir ayırım bulunmuyordu. Ancak, metinlerde sadece Maliye Müfettişi unvanı geçiyordu ve fiili bir ayırım vardı. Maliye Müfettişleri ve Gümrük Müfettişleri şeklinde unvanlar kullanılıyordu.

12.02.1984 tarihli 18310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan bir Düzeltme ile Kanun Hükmünde Kararnamedeki "Maliye Teftiş Kurulu" ibaresi, "Maliye ve Gümrük Bakanlığı Teftiş Kurulu" ve "Maliye Müfettişleri" ibaresi de "Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müfettişleri" olarak düzeltilmiş ve bir çatı birliği verilmiş iken, 08.06.1984 tarihli 207 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikle, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 20 inci maddesi değiştirilerek, Maliye Müfettişlerinin görev ve yetkileri ile Gümrük Müfettişlerinin görev ve yetkileri ayrı ayrı tadat edilerek aynı Teftiş Kurulu Başkanına bağlı ikili ayrıma gidilmiştir. Böylece "Gümrük ve Tekel Bakanlığı Müfettişi" unvanının yerini "Gümrük Müfettişi" unvanı almıştır.
Gümrük Müfettişleri 1993 yılında Gümrük Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında 485 sayılı KHK'yle Başbakanlığa bağlı kurulan Gümrük Müsteşarlığı'nda görevlendirilmiştir.
 
Bakanlıkların yeniden yapılandırılması çerçevesinde, 06/04/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak çıkarılan ve 08/06/2011 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Teftiş Kurulu Başkanlığı, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı olarak yapılandırılmıştır.
 

649 sayılı KHK’nın 28 inci maddesi uyarınca; Gümrük Müsteşarlığı’nda var olan Kontrolörlükler ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilen birimlerinde görevli denetim elemanları da Başkanlığımız bünyesinde Müfettiş olarak görevlendirilmiştir. 
 
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının kökleri, Osmanlı Devletinde 1840 yılında kurulan Umur'u Ticaret ve Ziraat Nezareti'ne kadar uzanmaktadır. Daha sonra 1875 yılında Ticaret ve Nafıa Nezareti adını almıştır.
Bakanlık, 1928 yılı ve sonrasında gene "İktisat Vekâleti' adı altında çalışmalarını sürdürürken, 27 Mayıs 1939 tarihli 3614 sayılı kanunla "Ticaret Vekâleti" olarak çalış­malarını yürütmeye başlamış;"Ekonomi Bakanlığı", "Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı" gibi adlar da kullanmıştır.

Daha sonra bu bakanlıktan, 11 Şubat 1950'de 5528 sayılı kanunla "İşletmeler Bakanlığı",  22 Mayıs 1957 tarihli 6973 sayılı Kanun’la da "Sanayi Vekâleti" doğmuş ve ayrılmıştır.

Ticaret Bakanlığı İle Sanayi Bakanlığı, çok sonra Cumhurbaşkanlığı’nın 26 Mart 1971 tarihli 4/286 sayılı Onaylarıyla bir ara birleştirilmişse de, aynı yılın sonunda iki bakanlık tekrar ayrılmıştır.  Cumhurbaşkanlığı’nın 3 Aralık 1971 tarihli 4/1109 sayılı Onaylarıyla ayrılan bu bakanlıklardan, "Ticaret Bakanlığı" eski adıyla kalırken, Sanayi Bakanlığı "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı" şekline dönüşmüştür.
 
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu, daha önceki yıllarda iki ayrı bakanlığın teftiş kurulu olarak ayrı ayrı görev yürütmüşlerdir. Bunlardan Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu, 1939 yılında kurulmuş, ilk tüzüğü 7 Eylül 1940 günlü 4606 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teftiş Kurulu da, 1957 yılında kurulmuş olup ilgili yönetmeliği 2 Eylül 1972 günlü 14294 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.
 
Bu iki Teftiş Kurulu iki bakanlığın 1971 yılında birleşmesiyle bir süre birlikte çalışmışlar, ancak aynı yıl sonunda iki bakanlığın ayrılmasıyla çalışmalarına yeniden ayrı ayrı devam etmişlerdir.
 
13 Aralık 1983 günlü 185 sayılı KHK ile, 8.Ocak 1985 günlü 3143 sayılı "Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun" uya­rınca,  iki Teftiş Kurulu, Aralık 1983'te yeniden birleştirilerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu olarak bir arada görev yapmıştır.
 

Bakanlıkların yeniden yapılandırılması çerçevesinde bir araya gelen köklü her iki kurulun ve Gümrük Müsteşarlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilen birimlerin de birleşmesiyle;  Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı daha etkin ve sağlam bir yapıya kavuşmuştur.